• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • Dokunacağınız her yürek geleceğe güvenle yürüyecek
    • MALATYA ASP GENÇLİK SPOR KULÜBÜ
    • BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ
    • TURGUT EKİCİ HALISAHA LİGİ FİNAL PROGRAMI
    • GEÇMİŞ VE GELECEĞİN BULUŞMASI
    • 2. GELENEKSEL BULUŞMA PROGRAMI
    • ERKAN TAŞDEMİR HALISAHA LİGİ ÖDÜL VE PLAKET TÖRENİ
    • ERKAN TAŞDEMİR HALI SAHA LİGİ ŞAMPİYONU ERKEK YETİŞTİRME YURDU TAKIMI
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
türkbayrağı
KPSS BAŞVURU EKRANI
ZİYARETÇİ BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret137385
BİZDE VARIZ
YARDIMLARINIZ İÇİN
İSTİHDAM REHBERİ
MERAK ETTİKLERİNİZ
TEŞEKKÜR EDERİZ

Dabakhane Mah. Yeni Boztepe Cad. Öz Güven İş Hanı Kat:1 No:114
MALATYA
Tel     : 0422 3238273
GSM  : 05354139567


REKLAM ALANI
BU ALANA

REKLAM

VERMEK İÇİN

YÖNETİM

KURULUMUZA

MESAJ

BIRAKINIZ
DERNEKLER KANUNU
RESİM DÜZENLE

ÇALIŞTAY RAPORU

3 MAYIS 2014 TARİHİNDE ANKARA DA HAYAT SENDE GENÇLİK AKADEMİSİ DERNEĞİNİN ÖNCÜLÜĞÜNDE YAPILAN VE DERNEĞİMİZİNDE İÇERİSİNDE YER ALDIĞI KURUM BAKIMI VE SONRASI GENÇLERİMİZİN DURUMU HAKKINDAKİ ÇALIŞTAY SONUÇ RAPORUDUR. 


KURUMSAL

  • Kurumun eğitim sistemindeki yönlendirmesi, çocuk ve gençleri takibi, rehberlik hizmetleri çok yetersiz. Örneğin veli toplantıları çok önemli bir koruyucu faktör ama birçok kurumda öğrencilerin veli toplantısına gidilmiyor.
  • Kurumsal yapılanma ve personel atamalarında siyasetin baskınlığı azaltılmalı. Çocukların politik kültürlerinin ailelerinden uzaklaştırılmaması konusuna dikkat edilmeli. Atamalar siyasi referanslarla olmamalı, kişiyi yetiştirmeye yönelik bilimsel temelli atama kriterleri getirilmelidir.
  • Kurumların idari açıdan daha özerk olmaları sağlanmalı ve mali yapıları güçlendirilmelidir.
  • Çocukların evlerinin şehir dışında olması çocukların ve gençlerin topluma sosyalizasyonunu güçleştiriyor. Çocukların ve gençlerin maddi şartları düzeltilirken, zaten eksikliği hissedilen sosyal ve duygusal sorunları artıyor.
  • Bakım modelinin adı yurt, yuva, çocuk evi, sevgi evi gibi değişmesinden ziyade, kurum bakımının acilen terkedilip aile temelli bakım modellerine geçilmesi gerekmektedir.
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının devlet korumasındaki çocuklar ve gençlere ilişkin kaliteli halkla ilişkiler kampanyaları tasarlaması gerekmektedir.
  • Bakanlığın kamuoyunda devlet korumasında kalan çocuk ve gençler ile ayrılanlara ilişkin olumsuz söylemleri engellemek için proaktif bir şekilde hareket ermesi gerekmektedir.
  • Personelinin yarısından fazlasının öğretmen olduğu bir kurumda, çocuk ve gençlerin önemli bir kısmı eğitim sisteminin dışındadır. Bunun nedenlerinin çok kapsamlı bir şekilde araştırılması ve gerekli proje ve çalışmaların yapılarak kurumlarda yetişen gençlerin eğitim sisteminin içinde tutundurulması sağlanmalıdır.
  • Devletin koruma altındaki çocuk ve gençlerin sorununun hala maddi refah artışıyla çözüleceğini düşünmesinin yerine sosyal ve duygusal yoksunluğa odaklı, aile temelli hizmetleri önceleyen, etkili rehberlik ve psikososyal destekler veren bir yapıya büründürmesi gerekmektedir.
  • Kurumun başta ayni-nakdi yardım ve koruyucu aile yanındaki çocukların takibi ve ailelerin denetimi başta olmak üzere, Çocuk Koruma Sistemindeki denetim kapasitesini artırmaya yönelik kapsamlı bir çalışma başlatması gerekmektedir.
  • Kurumun ailelerin yanına döndürülen çocukların ve gençlerin akademik başarılarının eve dönüş projesi öncesi ve sonrasıyla değerlendirmesi ve yayınlaması yerinde olacaktır.
  • Akademik enflasyon yaşanan günümüzde, kurum bakımındaki gençlerin akranlarıyla rekabet edebilmesinin en önemli yolu iyi bir eğitimdir. Bu çerçevede, yüksek lisans ve doktora programlarına devam etmeleri önem arz etmektedir. Halen 25 olan eğitimine devam etse bile yurttan ayrılma yaşının, yüksek lisansa devam edenler için 27, doktoraya devam edenler için ise 30 olması yerinde olacaktır.
  • 18 yaşına gelip reşit olacak gençlerden üniversite sınavına bir kez daha girmek isteyenlerin korunma kararlarının bir yıl daha uzatılması ve bu süreçte sınava hazırlanmaları için gerekli desteğin verilmesi için mevzuat çalışmaları yapılmalıdır.
  • 3413 sayılı Korunmaya İhtiyacı Olan Çocukların İşe Yerleştirilmesine İlişkin Tüzü Kapsamında yapılan son mevzuat değişikikleri ile lise ve üstü eğitime sahip olanların merkezi sınava girerek tercih yaparak atanacağı belirtilmekte, lisenin altında eğitim durumu olanların ise merkezi kurayla atamalarının yapılacağı belirtilmektedir.

○     Yeni sistemin avantajları aşağıdaki gibidir:

■     Kurumdan ayrılan gençlerin sürekli olarak işe girinceye kadar il il gezip sınav peşinde koşması ve birçok gereksiz harcamadan kurtulması sağlanmıştır.

■     Sınav sonucuna göre merkezi atamayla yapılacak atamalar kurumdan ayrılan gençler arasında torpil arayışlarını azaltacağı ve eşit rekabet şansı yaratacağı için önemlidir.

■     Kurumdan ayrılan ve iş bekleyen binlerce kişiye hızlıca iş imkanı sağlanabilecektir.

■     Kurumda kalan gençlerin akademik anlamda biraz daha gayretli olmalarını sağlayacaktır.

○     Yeni sistemin dezavantajları aşağıdaki gibidir:

■     Lisans mezunları tıp, hukuk, mühendislik bile bitirse kamuya yalnızca memur olarak atanabilecektir. Bu durumda ise, çocuklar ve gençler okumak yerine lise mezunu bile olsa memur olabileceğini bildiği için buna yönelecektir. Akademik başarıyı düşürecek olan bu uygulamadan derhal vazgeçilmeli ve akademik başarıyı teşvik edici bir mekanizma mevzuat ve hazırlanmalıdır.

■     3413 sayılı kanundan yararlanabilmesi için çocuğun en az 2 sene kurum bakımında kalmış olma şartı özellikle 16-17 yaşında istismar gören, taciz edilen, suça sürüklenen ya da aileden şiddet  gören çocukların kurum bakımından ayrıldıktan sonra tekrar sokağa, suça kaderine terk edilmesine yol açacaktır. Bu konunun temeline inersek devlet bir bakıma bu olaya aracılık etmiş olmakta, sorunu görmekte ve sadece ötemelemektedir.

■     Kurumdan ayrılan gençlerden özellikle merkezi atamayla atama yapılacak olan lise altı eğitim derecesine sahip olanların hiç bilmediği illere, ilçelere atanacak olması, zaten sosyal hayata ve iş hayatına uyum sağlamakta zorlanan gençlerin uyum sorunlarını daha da artıracaktır.

 

 

 

ETİKETLENME ve SOSYAL DIŞLANMA

  • Devlet korumasında yetişen çocuk ve gençler birçok şekilde ayrımcılığın objesi haline getirilmeye, sosyal dışlanmaya ve ötekileştirilmeye maruz kalıyor.
  • Kurumlarda yetişen çocuk ve gençler ile ayrılanlar yurt çocuğu, yuva çocuğu gibi kategorize ediliyor, etiketleniyor.
  • Etiketlemeyi kısaca kolektif bilinçteki belirli tipler, belirli karakterler ve bu karakter ve tiplerden beklenen sorun davranışlar bütünü olarak görmek mümkün.
  • Etiketlenme küçücük bebeklerden başlayıp, devlet korumasına alınan genci ömür boyu takip eden bir süreç.
  • Örneğin personelde bulunan “Yuva çocuğu geç konuşur.”, “Ekmek elden, su gölden.” gibi söylemler veya kurumun çocuğu veya genci aynı kıyafetle okula göndermesi, aynı saç traşıyla kestirmesi, aynı servisi kullandırması, kurum ve personeli eliyle yapılan etiketlemeye örneklerdir.
  • Koruyucu aile veya evlat edinmenin önündeki en önemli engel de etiketleme. Koruyucu aile veya evlat edinmeye karar veren kişiye, çevresindeki herkesin “Başına bela mı alacaksın.”, “Büyüsün de seni dövsün, gör.” gibi etiketlemesi.
  • Okulda öğretmenlerin “Yuvalılar ayağa kalksın.”, “Yuvalıların servisi geldi.” gibi etiketlemeleri var. Veliler ise, öğretmene “Benim kızımı yuvadan Zehra’yla oturtmayın.” veya kızına/oğluna “Yuvalı Ali’yle arkadaşlık etme.” demesi toplumun etiketlemesi.
  • Medyada da devlet korumasındaki çocuk ve gençler sözel ve görsel etiketlemeye maruz kalıyor. Reyting uğruna yapılan ve çocuk gençleri rencide eden birçok vurgu bulunmaktadır. Herhangi bir kanalda haber yapılırken  çocukların ve gençlerin nesne konumuna getirilmesi ve haberin reytinginin öncelenmesi basının ana odağı olmakta.
  • Toplumda da etiketleme ve sosyal dışlama eğilimi çok yaygın. “Ben yuvadan gelin / damat istemem.” en çok alınan geribildirimlerden.
  • İş dünyasında da etiketleme çok yaygın. Özellikle özel sektörde yurttan ayrılan kişileri istihdam etme konusunda bir çekingenlik var. Kamuda da yurttan ayrılan gençler hep sekreterlik gibi en alt pozisyonlarda istihdam edilmeye çalışılıyor.
  • Yurtlunun yurtluya yaptığı ayrımcılık ve etiketleme de çok yaygın. Yurttan olan bir kızın, “Ben onunla dans etmem çünkü o yurtlu.”, “İşyerinde görüşmüyorum çünkü o yurtlu.”, veya “Yurtta yetişmiş biriyle asla evlenmem.” gibi.
  • Etiketleme, çocuk ve gençlerin geç öğrenmeyle, suçla, fuhuşla ilişkilendirilmesi ve beklenen davranış kalıplarıyla çocuk ve gençlerin sorunlarını derinleştirmesi bakımından önemli.
  • Etiketlemeyle mücadele için

○     Kurumlarda çalışan sosyal  çalışmacılar sadece masa başında rapor yazarak iş yapmamalı toplum ve çocuk arasında köprüyü kurmalı ve kuvvetlendirmeli buna yönelik çalışmalar yapmalı kurumda yapamıyorsa sivil toplumda aktif rol almalıdır.

○     Mevzuattaki düzenlemelerle bu tarz ayrımcılık içeren söylem ve uygulamalar yasaklanmalıdır.

○     Öğretmenlerin çocukların ve gençlerin sorunlarını çözme konusunda kapasitelerinin projeler vasıtasıyla geliştirilmesi gerekmektedir.

○     Pedagojik formasyonu devlet korumasındaki çocukların sorunlarıyla başetme konusunda öğretmen adaylarına eğitim verilmelidir.

○     Çocuk ve gençlere ayrımcılıkla nasıl mücadele edebileceğine ilişkin eğitimler verilmelidir.

○     Olumlu örneklerin kamuoyunda daha fazla öne çıkarılması gerekmektedir.

○     Medyaya yapıcı bir rol biçerek haberlerin dilinin “Bayramlarda x ünlüsü yuvadaki çocukların başını okşadı.” gibi değil de atölye çalışmaları vasıtasıyla olumlaştırılacağı, daha çok çocukların öznesi olduğu etkinliklerin haber yapılacağı bir yöne kayılmasında fayda olacaktır.

○     Filmlerde ve dizilerdeki etiketlemeyle de kapsamlı bir şekilde mücadele edilmelidir. Senaristler Birliği gibi kuruluşların burada yapıcı rol alması sağlanmalıdır.

○     Ajda Pekkan’ın oynadığı ve Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bir hizmetini anlatan kamu spotu kaldırılmalıdır.

○     kurumdan kaçan çocuğu cezalandırmak amaçlı olarak daha uzak bir bölgeye, tanımadığı bir ortama başka bir yurda sürgün edilmesi ve gitmeden oradaki personel tarafından etiketlenmesiyle mücadele edilmelidir.

○     Yurtlunun kendi kendisini etiketlemesinin de önüne geçilmeli. Ne yaramazlık yaparsa ne hata yaparsa yurtlu olduğunun arkasına sığınarak bu sorunu çözmeye çalışmasına gerektiğinde dur denebilmelidir. Öğrenen sürekli devamsızlık yapan bir çocuğun, kurum personeli eliyle devamsızlıklarının silindirilmesi gibi uygulamalarda çocuğu hazırcılığa alıştırmak ile gelişimini sağlamak arasındaki ince denge yakalanmalıdır.

○     Etiketlemeyle mücadele ilkokuldan başlamalı. Hayat Bilgisi kitaplarına kurum bakımı, koruyucu aile, yuva, yurt, çocuk evi, evlat edinme gibi kavramlar konulmalıdır.

AİLE SEVGİSİNDEN YOKSUNLUK

  • Öncelikle aile-çocuk-kurum arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Koruma altına alınma sisteminin ilk ve en önemli amacı çocuğu geçici bir süre koruma altına almak ve aileyi güçlendirerek tekrar çocuğa bakabilecek konuma ve koşullara ulaştırabilmektir.  Ailenin ekonomik yoksnluğu sebebiyle çocukların koruma altına alınması uygulamasının desteklenmesi önemli bir gelişme. Kuruma alınan çocukların ihmal ve istismar kaynaklı risk grubundaki çocukların alınması uygulaması bağlamında da önemli kazanımlar bulunmaktadır. Bununla birlikte, ailelerin yeterince güçlendirilmediğini, aileye ve çocuğa dönük psikososyal destek hizmetlerinin yeterince geliştirilmediğini, sadece çocuğa yönelik bir hizmet geliştirildiğini, çocuğun sorunlarının aileden izole bir şekilde çözülmeye çalışıldığı ve aile hiçbir zaman iyi bir noktaya gelmediği ve çocuk ve gençten giderek uzaklaştığı görülmektedir.
  • Son dönemde bakım modellerinde değişiklikler göze çarpmaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığın sisteminin son dönemde iki modele doğru erildiği görülmektedir. Çocuk Evleri ve Koruyucu Aİle Modeli. Çocuk evleri modeli kurum bakımının biraz daha gelişitirilmiş hali. Çocukların şartlarında maddi anlamda iyileşmeler var. Bununla birlikte, hala uygar ülkelerin terketmiş olduğu bir sosyal himzet modeliyle karşı karşıyayız. Kurum bakımı, çocuk evi veya adı her ne olursa olsun, acilen terkedilmeli, aile temelli bakım modelleri hızla yaygınlaştırılmalıdır. Koruyucu aile yönetmeliğindeki değişiklikler olumlu bir gelişme.
  • Çocuk evleri ancak ve ancak ihmal ve istismar durumlarında var olan yapı içerisinde çocuğun rehabilitasyonuna yönelik  bir uygulama olarak kullanılabilir.
  • Aileyle çocuğun bağının hiçbir zaman koparılmaması gerekmektedir. Halbuki kurumun verdiği hizmetlerde birçok personelin “Ziyarete gelmeyin de, çocuk buraya alışsın.” gibi ailelere telkinde bulunduğu görülmektedir. Ayrıca, parasal ilişkilerin gelişmediği, zaten ailelerin birçok yoksunlukla karşı karşıya bulunan ailelerin, çocukların çok uzak illere yerleştirilmesi ve dönem dönem de farklı illere yerleştirilmesi aileyle çocuğun bağlarının kopmasına neden olmaktadır. Örneğin çocuk, ailesinin yaşadığı köyden alınıp, 100 km. uzaklıktaki merkez ilçedeki kuruma gönderilmektedir. Ailenin burayı ziyaret etmesi ise, yeterli maddi olanakların olmamasından dolayı sıkça gerçekleşmemektedir. Bu durumda da, başta bağlanma bozuklukları ve kültürel farklılaşma olmak üzere, birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Ailelerinin ziyarete geldiği çocukların akademik başarılarının çok daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu noktada iki çözüm önerisi bulunmaktadır:

○     Çocuk evlerinin ilçe bazlı kurulması

○     Ailelerin çocuklarını ziyaret edebilmesi için aileye maddi destek verilmesi.

  • Bu noktada, çocuğu ziyaret etme koşullarının düzenlenmesi; aile ziyaret etmiyorsa neden ziyaret etmediğine ilişkin sistemin düzenlenmesi ve çocuğu aileyle düzenli buluşturmak adına bir sistemin mevzuatsal çerçevesi de dahil olmak üzere kurulması gerekmektedir.
  • Ailelerin tüm bu düzenlemelere rağmen çocukla bağı kurulamıyorsa ve aile, çocuğuyla görüşmek istemiyorsa, çocuk gereksiz yere kurum bakımı içerisinde yıllar geçirmek zorunda kalmakta ve diğer alternatif hizmetler devreye girememektedir. Ailesi tarafından ziyaret edilmeyen çocukların aile yaşantısını ve gelecek yaşantısını güçlendirmek için hukuki düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Çocuğun aile temelli bakım hizmetinden yararlanabilmesini teminen kamu vesayeti sisteminin güçlendirilmesi ve ailenin rızasına gerek kalmadan koruyucu aile veya evlat edinme modelinden hızlıca yararlandırılabilmesi gerekmektedir.
  • Kurum bakımında veya koruyucu ailedeki kardeşlerin de birbirinden ayrıldığı, yaşa ve cinsiyete göre farklı kurumlarda yetiştiği, bazı durumlarda ise eğitim nedeniyle farklı illere gönderildiği ve uzun yıllar görüşmediği görülmektedir. Bu noktada, kardeşlerin arasındaki bağın kaybedilmemesi ve gerekli mevzuatsal çalışmaların yapılarak kardeşlerin düzenli görüşmesinin sağlanması gerekmektedir. Koruyucu ailelerin de çocukların biyolojik ailesiyle kurumla irtibat içinde çocukların aileleriyle veya kardeşleriyle görüşmesinde sakınca bulunmuyorsa görüşmelerinin sağlanması gerekmektedir.
  • Koruyucu aile yönetmeliğinde bulunan farklı koruyucu aile modelleri hakkında farkındalık oluşmadığı görülmektedir. Bu modelde nitelikli bir uzmanlaşmanın olması gerekmektedir. Devletin aracılığıyla verilen koruyucu aile eğitimlerinin yetersiz kaldığı, koruyucu aileler arasında ortak bir vizyon geliştirilemediği, koruyucu aileliğin bakanlık düzeyinde bile evlat edinme modeliyle karıştırıldığı ve böyle sunulduğu, bu noktada kamuoyunda ve ailelerde çok büyük bir kafa karışıklığı oluştuğu görülmektedir.
  • Koruyucu aile ve evlat edinen ailelere, süt izni gibi izinlerin verilmesine ilişkin uygulamaların da mevzuata aktarılması gerekmektedir.
  • Koruyucu ailelera ve çocuklara Bakanlık düzeyinde kimlik kartı düzenlenmesi uygun olacaktır.
  • Koruyucu ailedeki çocukların yurtdışına çıkışlarındaki bürokratik yükün azaltılması gerekmektedir.
  • Aileyi güçlendirmeden çocuğa bağlı olarak doğrudan yapılan sosyal yardımların ailelerin gözünde çocukları araçsallaştırdığı görülmektedir. Bu yönüyle kimi aileler, çocuklarını meta olarak görebilmekte ve çocuk aile nezdinde ekonomik istismar aracına dönüşmektedir.  Birçok vakada, ailelerin kurumda iken veya kurumdan ayrıldıktan sonra çocuklara ve gençlere kredi çektirdği, borçlandırdığı, kefil yaptığı gibi durumlara rastlanmakta ve bu durumda da gençler uzun yıllar boyunca banka borçlarıyla uğraşmak zorunda kalmaktadır.
  • Kimi aileler çocuklarıyla tüm iletişimi kaybetseler bile, genç olup eli iş tuttuğunda kanundaki yaşlı aile bireylerine (anne baba) bakma yükümlülüğü getiren davalar açabilmekte ve bu davalar gencin aleyhine sonuçlanabilmektedir. Kamu vesayet sisteminin güçlendirilmesi bu noktadaki olumsuzların berataraf edilmesi bağlamında önemli bir katkı sağlayacaktır.

 

 

 

 

SAĞLIK GRUBU

  • Kurum bakımından ayrıldıktan sonra özellikle eğitimine devam etmeyen çocuklar için işe yerleşene kadar geçen süre için sağlık hizmetlerinden yararlanmaları sağlık sigortası sistemine bir şekilde dahil olmaları sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilmeleri gerekir. Bu konuda SGK mevzuatında düzenlemeler bulunmasına rağmen kurum personeli gerekli bilgilendirmeyi yapmamakta ve genç haklarını bilememektedir. SGK’dan bu izinleri almanın uzun sürdüğü yönünde belirtilen şikayetlerde kurum personelinin yardımcı olmasının yerinde olacağı belirtilmiştir.
  • Kurum içerisinde bulunan bakım personelinin çocuk ruh sağlığı ve bakımı hakkında becerilerinin ve eğitimlerinin geliştirilmesi hatta ayrı bir ruh sağlığı personelinin kurumda olması gerektiği ifade edilmiştir.
  • Kurum içerisinde bulunan bakımverenlerin sürekli değişmesi çocukların ve gençlerin bağlanma sorunları yaşamasına neden olmaktadır. Çocuklar açısından sağlıklı bir yol izleyebilmeleri adına bakımverenlerin sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir.
  • Kurum bakımında olan çocuklar ve gençlerin hastalık durumları, fiziksel ve psikolojik sorunları için bir veri tabanının oluşturulması gerekmektedir. Özellikle sorunlu çocuklar ve gençlerde sık sık kurum ve il değiştirme doktorların ve bakımveren personelin bu çocukların ve gençlerin sorunlarına hakimiyetini ve olası çözümleri geciktirmektedir. Bu takibin sadece çocuğum kurumda kaldığı süre içinde değil kurumdan ayrıldıktan sonrada yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Bahse konu veritabanına kurumdan ayrılan gençlerin sorun davranış gösterenlerinin ilgili davranışları, disiplin cezaları gibi konuların da kaydedilmesi sorunların çözümü bağlamında yerinde olacaktır. Yine aynı veritabanında SGK ile veri paylaşımı protokolü yapılarak kurumdan ayrılan bireylerin eşinden ayrılıp ayrılmadığı, kaç çocuğunun olduğu, maddi ve sosyal imkanlarında değişikliklerin kaydedilmesi yerinde olacaktır. Bu durum özellikle akademik çalışmalarda ispatlanmış olan kurum bakımı deneyimi olan bireylerin ileriki yaşlarda birçok benzer kronik hastalığı geçirdiği tespiti bakımından önem arz etmektedir. Toplanan bu istatistiklerin kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılması sorunların çözümü yerinde olacaktır.
  •  
  • yerinde  olmuş o kişilerde çocuklarını devlet korumasına veriliyor mu  vb gibi durumlarında kayda alınması
  • -kurumlarla veri paylaşımı yapılması (sgk vs)
  •  
  • Koruyucu aile ve evlat edinen ailelerin, çocukların sağlık sorunları ve fiziksel özellikleri hakkında yeterince bilgilendirilmediği görülmektedir. Bu veritabanının bu ailelere de açılması gerekmektedir.
  • Çocuklara beden sağlığı, bedenlerini tanımak ve cinsel sağlık konusunda eğitimler verilmesi ve bu eğitimlerin artırılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir.
  • Çocuklara, bedenini koruma, cinsel tacize karşı hayır diyebilme, bunun yollarını öğrenebilme becerilerini geliştirme amacıyla eğitimler verilmelidir.
  • Cinsel istismar ve şiddetin önlenmesi amacıyla personele de hizmetiçi eğitimler verilmelidir.
  • Zor bir hedef kitleyle çalıştığı için personelin de tükeniş gösterdiği gözönüne alınmalı ve gerekli psikososyal desteklerin verilmesi için altyapı oluşturulmalıdır.
  • Kurumlarda yaşanan taciz ve istismar ve şiddet olaylarının üzeri örtülmemeli, kamuoyu desteği de aranarak birlikte kapsamlı bir şekilde bu sorunla mücadele edilmelidir.
  • Koruyucu sağlık üzerine çocuklara eğitimler verilmelidir sadece hasta olmak değil sağlıklı olarak yetişmeleri konusunda da eğitimler verilmelidir.
  • Kurum bakımında kalan bazı çocuklarla ilgili özellikle cinsel istismara uğramış yada suça sürüklenmiş çocukların ayrı evlere gönderilerek bakılması uygulamasından vazgeçilmelidir.
  •  Cinsel istismara yada suça sürüklenmiş çocukların bulundukları merkez içerisinde bakımına devam edilmeli özel hizmetler verilmeli toplumdan ayrıştırılmamalıdır.
  • Kurum bakımı sonrası bireylerin adaptasyon sorunu yaşanmaktadır. kurum bakımındayken  psikososyal bir destek ve yardım alabilecekleri bir hizmetin olması ve bu uygulamanın kurum sonrasında da devam etmesi  gerekir.
  • Kurumdan ayrıldıktan sonra gençlerin iş hayatında çok yaygın bir şekilde ayrımcılığa maruz kalındığı görülmektedir. Mobbing ve cinsel taciz seviyesine varabilen bu davranışların bertarafı için kapsamlı bir farkındalık çalışması yapılması gerekmektedir.
  • Kurumda yetişen gençlerin kurum bakımı ve sonrasında herhangi bir istismara uğradığı zaman nerelere başvurabileceği ve yararlanabileceği hizmetlerin neler olduğu, hukuki sürecin nasıl işletebileceği gibi konular hakkında bilinçlendirilmelidir.
  • Bakım Sosyal Rehabilitasyon Merkezindeki gençler veya hamile olup bu durumu sonlandırmak isteyen genç ve çocuk anneler için ayrı bir sağlık ve psikososyal destek ve takip mekanizmasının oluşturulması gerekmektedir.
  • Kurum bakımındaki bireylerin sağlık kontrollerinin daha sıkı bir şekilde takibinin sağlanması gerekmektedir. Bu konuda kurumdaki çocuk ve gençlerin bilinçlendirilmesi ve sorumluluk alması için gerekli çalışmaların yapılması gerekir. Sistemin kurgulanma aşamasında gençlerin istekleri, sağlık hizmetiyse nasıl bir sağlık hizmetine ihtiyaç duyulduğu sorulara cevap veren bir altyapının oluşturulması gerekmektedir.
  • Kurum bakımından ayrılan gençler için hem ruhsal hem fiziki açıdan sağlığının bozulmaması için barınma konusunda arayüz bir sistem geliştirilmesi, reşit olarak ayrılan bireylerin Valizini al - Sokaktasın yaklaşımının terkedilmesi gerekmektedir.
  • Farklı cinsel eğilimi olan çocuk ve gençler için bir rehabilitasyon merkezi açılması gerekmektedir. Bu çocuk ve gençlere personelin çok ağır davrandığı yönünde geribildirimler bulunmaktadır. Bu konuda iyileştirme yapılması gerekmektedir.
  • Kurumlarda bulunan psikologların çocukla ve gençle kuracağı alt-üst ilişkisinin sorunların günyüzüne çıkmasını engellediği, çocuk ve gencin kurum dışında da ulaşabileceği bir psikoloğun olması gerektiği ifade edilmiştir.
  • Çocuk ve gençlerin her türlü olumsuz durumu veya sorununu aktarabileceği Çocuk Destek Hattının açılması gerekmektedir.
  • Tüm bu uygulamalar, çocuğun kendini ifade etme ve sorunlar karşısında susmaması bakımından önemlidir.
  • Kurum bakımından ayrılan gençlere ilişkin akademik çalışmaların sayısının oldukça az olduğu, bu sayının hızla artırılması gerektiği belirtilmektedir.

 

ÖRGÜTLENME

  • Devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin en önemli sorunu, bireysel sorunlarını kolektif düzleme çekememeledir.
  • Bunun en önemli nedeni, toplumun buradaki çocuk ve gençleri kategorize etmesi, ötekileştirmesi, bireyselliklerini yok etmesidir. Bunun sonucunda çocuk ve genç kendisini toplumsal hiyerarşinin en altına koymakta ve çocuk ve gençler potansiyellerini gerçekleştiremektedir. Bunun diğer bir yansıması da, çocuk ve gençlerin gizlenmeyi en önemli yaşama tutunma stratejisi olarak belirlemeleridir.
  • Örgütlenme, zaten sosyal farkındalığı yüksek olan devlet korumasında kalan çocukların ve gençlerin sorunlarının çözümünde önemli bir araç olarak kullanılmalı ve  devlet tarafından teşvik edilmeli, iyi örgütlenme örnekleri yaygınlaştırılmalıdır. Örgütlenme bilinci devlet korumasındaki çocuk ve gençlere çok küçük yaşlardan itibaren verilmeli, kurumda kalan çocukların ildeki basın kuruluşlarını, mülki amirleri, diğer kurum ve kuruluşları ziyaret etmesi sağlanmalıdır. Çocuk ve gençlerin özellikle alanda çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları ile buluşturulması, bu örgütlenmelerle hem kurumdayken hem kurumdan ayrıldıktan sonra irtibatlarının oluşturulmasının desteklenmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir.
  • Yurtlarda uzun zamandır uygulanmakta olan başkanlık sistemi çalışmamaktadır. Kurumdaki personel zaman zaman bunu akran zorbalığını kullanarak disiplin mekanizması haline getirmektedir. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
  • Gençlerdeki örgütlenme bilincinin başta hak temelli olması, demokrasi, çocuk ve insan  hakları gibi değerlerin benimsetilmesi ve aktif vatandaşlıklarının geliştirilmesi olarak ele alınması gerekmektedir.
  • Özellikle Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Türk Ulusal Ajansı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çok sıkı işbirliğinde olması, gençlerin gençlik çalışmalarında daha fazla yer alabilmesinin sağlanması gerekmektedir. Çocuklar ve gençler bu kamplara gruplar halinde değil, bireysel olarak yönlendirilmelidir.
  • Kurumdan ayrılan gençlerin çok güçlü bir alt kültüre sahip oldukları, kapsamlı bir şekilde dayanışma sergileyebildikleri görülmektedir. Bu bireylerin kurdukları derneklerin devlet eliyle kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi, bu derneklerin gençlerin kurum bakımından ayrıldıktan sonra toplumsal hayata uyum sağlamasında önemli bir arayüz olmalarını beraberinde getirebilecektir.
  • Bakanlığın, kuruluşlarda sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir bağımsız denetim mekanizması kurması, hizmet standartlarını ve iş süreçlerini şeffaflaştırması çocuk ve gençlerin refahı anlamındaki en önemli adımlardan birisi olacaktır.
  • Bakım modelinin değişmesi sonucu, ayrıldıktan sonra en önemli dayanışma grubu olan gençlerle kurum bakımındayken yeterli irtibatlarının olmaması, bakım sonrası süreçte sosyal uyumu zorlaştıran bir etken olacaktır.
  • Gerek yüz yüze toplantılar gerekse online webinarlar vasıtasıyla kurumlarda yetişmiş başarılı kişilerin veya başarılı sivil toplumcuların ve kişilerin kurumlarda kalan çocuklarla ve gençlerle söyleşi düzenlemesi yerinde olacaktır.
  • Kurumdan ayrılan gençlerin kurduğu derneklerin tek bir çatı altında birleştirilmesi teşvik edilmeli, derneklerin kolektif bir yükselişi hedeflemesi sağlanmalıdır.
  • Derneklere gönüllü danışmanlık yapacak ortak grafiker, iletişim ajansı, hukuk bürosu gibi konular üzerinde çalışmak yerinde olacaktır. Kullanılan dilde ve yapılan işlerde belirli standartlaşma olması uygun olacaktır.
  • Derneklerin çalışmalarını hem rekabet hem de işbirliği içinde, birbirleri arasında ve diğer sivil toplum kuruluşlarından vizyon transferini öncelikleyen bir yapı içinde yapması yerinde olacaktır.
  • Derneklerin oluşturduğu politika belgelerinin standartlaştırılması gerekmektedir.
  • Derneklerin çalıştaylar, seminerler, kapasite geliştirme eğitimleri gibi çalışmalar aracılığıyla sık sık biraraya gelmesi, güven ilişkileri geliştirmesi yerinde olacaktır.
  • Dernekler, rol modellerin ortaya çıkarılması ve önyargıların ortadan kaldırılması konusunda öncü rol oynadığının bilincinde çalışmalar yapmalı, hak temelli çalışmayı öncelemeli, ajitasyondan uzak durulmalıdır.
  • Kurumdan ayrılan iyi örneklerin kariyer yapmış veya yapamamış ama hayata sağlam tutunmuş her haliyle topluma örnek olmuş abla ve abilerin kurumdaki çocuklarla buluşturulması yerinde olacaktır.
  • Dernekler arasında ortak bir veritabanı kurulması, yurttan ayrılan gençlerin özellikle tutunamayanlarının takibi konusunda fayda sağlayacaktır.
  • Devletin kurumdan ayrılan gençlere ilişkin il bazlı istatistik yayınlaması, derneklerin sorun alanlarını belirlemesi ve kaynaklarını bu alana tahsisi bağlamında önemli bir kazanım olacaktır.
  • Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kurum bakımından ayrılan gençlere ilişkin daha fazla işbirliği yapması yerinde olacaktır.
  • Kurumun en iyi sivil toplum kuruluşu ve bağışçı ev yapan, tadilat eden, minibüs bağışlayan mantığından kurtulup, sivil toplumun temelinin gönüllü insan kaynağı olduğunu anlamaya yönelik çalışmaları artırması gerekmektedir. Ayrıca, sivil toplumun çok kolay bir şekilde kategorize edildiği ve politik kültürü farklı olduğu gerekçesiyle kurumla çalışmasının engellendiği görülebilmektedir. Bu noktada aslolanın çocuk refahı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Gönül Elçileri projesi, Bakanlığın sivik topluma açılması anlamında büyük ve önemli bir adım olmuştur. Buna benzer yaklaşımın artırılması gerekmektedir.
  • Kurumla çalışan ve büyük bağış yapan sivil toplum kuruluşlarının bina yapmaktan ziyade, kurumlara yönelik proje teklif çağrılarına çıkması ve kurumun yöneticilerinin ve personelinin proje kapasitesini geliştirmesi daha yerinde olacaktır.

 

 

KİŞİSEL GELİŞİM

  • Kişisel gelişime hem çocuk odaklı hem de kurum personeli odaklı bakılması gerekmektedir. Personelin neredeyse hiç hizmet içi eğitim almadığı, alsa bile niteliğinin çok düşük olduğu ve sürekliliğinin sağlanamadığı görülmektedir.
  • Personele yönelik düzenlenecek eğitimlerin tepeden inmeci değil, anket gibi yöntemlerle ihtiyaç analizine dayalı yapılması yerinde olacaktır.
  • Çocuk ve gençlere verilecek eğitimlerin yaşayarak ve eğlenerek öğrenmeyi öncelemesi gerekmektedir.
  • Çocuğu izleme ve yönlendirmede başarısız olduğu, çocuğu ve gencin potansiyelinin tam anlamıyla ölçülemediği görülmektedir. Buna yönelik kapsamlı çalışmaların yapılması gerekmektedir.
  • Çocuk ve gençlere yönelik online eğitim ve mentörlük mekanizmalarından yararlandırılması yerinde olacaktır. Gelecek Daha Net gibi bir portalın kurumda kalan gençler ve ayrılanlar özelinde uygulanması yerinde olacaktır.
  • Nar Taneleri gibi projelerin ve mentor-mentee ağlarının artırılması yerinde olacaktır.
  • Çocuk ve gençlerin haklarını tanımaya dayalı bir eğitim programı oluşturulması yerinde olacaktır. Bu amaçla Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ve Gençlik Çalışmaları Biriminden oyun geliştirme konusunda destek alınabilir.
  • En önemli sorun kendini ifade edememe ve özgüven üzerine kapsamlı eğitimlerin düzenlenmesi gerekmektedir.
  • Gençlerin kamuda istihdam edilmeleri özel sektörü tanımamalarını da beraberinde getirmektedir. Gençlerin özel sektöre daha fazla ziyaret yapması teşvik edilmelidir. Gençler kurumdan ayrıldıktan sonra 10 yıl süreyle sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanması gibi teşvik edici uygulamalar yapılarak özel sektörde istihdam olanakları artırılabilir.
  • Gençlerin KOSGEB ve diğer girişimcilik eğitimleri veren kuruluşlarla işbirliği içinde girişimcilik, sosyal girişimcilik, proje döngüsü yönetimi, sosyal inovasyon, iş planı hazırlama gibi eğitimleri almaları, ardından da KOSGEB kredi ve hibelerinden daha yüksek yüzdeyle yararlanabilmeleri sağlanmalıdır.
  • Sadece kurumdan ayrılan gençlere hizmet verecek bir kuluşka merkezi (İnkübatör/İş Fidanlığı) kurulmalı ve kurumdan ayrılan gençlerce kurulacak işlerin büyümesini desteklemelidir.
  • Sadece kurumdan ayrılan gençlerin yapacağı yatırımları fonlayacak olan bir sosyal yatırım sermayesi oluşturulmalıdır. Bu yatırım fonunun Vakıflar Bankası nezdinde oluşturulmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.
  • Kalkınma Ajansı fonlarından kurum bakımından ayrılan gençlerin kurduğu / kuracağı şirketlerin daha yüksek puanlarla yararlanabilmesi için mevzuat çalışmaları yapılmalıdır.
  • Kişisel gelişim eğitimlerinin tümünün çocuğa ilk başta yurtta kalmanın kötü bir şey  olmadığını, saklanması gereken bir durum olmadığını belletmesi gerekmektedir. Aksi durumda, çocuğun yaşadığı iç depreşikliği birçok sorunu beraberinde getirebilmekte ve istenildiği kadar uğraşılsın çocuk ve genç başarıya ulaşamamaktadır.
  • Çocuk ve gençlerin gruplar halinde oyun sergilemesi, müzik veya mehteran takımı kurması gibi uygulamalar çocukların ve gençlerin etiketlenmesini kolaylaştırmaktadır. Bunun yerine sosyal ilişkilerin geliştirilmesi için çocuğun ve gencin normal aile çocuklarıyla birlikte hobilerin geliştirebileceği gruplarda yer alması yerinde olacaktırç
  • Devletin aşırı korumacı yaklaşımı çocukların kişisel gelişimine yarardan çok zarar veriyor. Bu noktada denetim ve serbestliğin iyi ayarlanması gerekmektedir.
  • Kurumdan ayrılan birçok genç borç batağının içine girebilmektedir. Çocuk ve gençlerin finansal bilinçlenmesi için çok yoğun eğitim programları verilmelidir.
  • Üniversite eğitimine devam eden gençlerin “Okusan da memur olacaksın, okumasan da. Önce işini eline al. Sonra okursun.” diyerek yönlendirildiği, hatta bazı durumlarda “Kazık kadar adam oldun. Sen çık da yerine devlet birkaç yetime daha bakar.” diye gençlerin okumayı bırakmaya ve kamu memuriyetine girmeye yönlendirildiği görülmektedir. Personelin bu konuda acilen bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

 

REHBERLİK

  • Kurumlarda sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyal hizmet uzmanı gibi meslek elemanlarının sayısı yeterli değildir. Soyut düşünme ve zor gruplarla sorun çözme becerileri daha yüksek olan bu meslek grubunun hedef kitlemiz özelinde sağlayacağı faydanın daha fazla olacağından dolayı kurumlarda yeterince olması gerekmektedir.
  • Kurumdan ayrılmadan önce bir son yardım istasyonu kurulmalı ve gençlerin ayrılık öncesi  ortalama 16 yaş civarında son adım istasyonuna girmesi ve bu istasyonda simülasyonlarla hayata hazırlanmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.
  • Meslek elemanlarının yetersizliği nedeniyle çocuk ve gençlere ilişkin gerekli yönlendirme yapılamamaktadır. Çocuk ve gençlerin gelecek hedeflerinin belirlenmesi konusunda çalışmalar yapılması, testler ve diğer ölçekler vasıtasıyla çocuğun potansiyelinin iyice anlaşıldıktan sonra yönlendirme yapılması gerekmektedir.
  • Gençlerin kurum bakımından sonra takipleri yapılmıyor. En azından bu gençlerin kaydı işe yerleşse bile en az iki yıl silinmemelidir. Birçok telafisi olmayan vaka bulunmaktadır. Kimi gençler boşluğa düşüp intihar edebilmektedir. Devlet korumasından ayrılan gençlerin zimmetli malzeme gibi sandalye kırıldı kullanılamaz zimmetten düşün gibi bir anlayışla hayata atılmasının önüne geçilmesi gerekmektedir.
  • Koruma kararı kaldırılmış yada çeşitli sebeplerden dolayı memuriyetten istifa etmiş veya işine son verilmiş gençlerin haklarını savunmaları için hukuksal anlamda maddi manevi yol gösterici destek  mekanizması için çözüm üretilmesi gerekmektedir. Adalete erişim hakkı konusunda çocuk ve gençlerin bilgilendirilmesi  önem arz etmektedir.

 

ÇALIŞTAYDAN BANA KALAN

-farkındalık

-tanışma

-iletişimi koparmayalım

-çocuklar için güzel şeyler yaptık

-paylaşım

-empati

-siz yoksanız biz bir eksiğiz

-çözmeye çalışmaya devam

-çok çalışmak lazım

-hareketlenmenin önemi ve rol model olmak ne kadar güzel

-bilinçlenmeye giriş J

-daha çok çalışmak

-örgütlenmek

-dayanışma

-umutluyum

-sen neye hazırsan o da sana hazır

-her gençlik ve toplumun spesifik araştırma yapılması gereken bir olgu olduğunu öğrendik

YÖNETİM KURULUMUZ
GÖNÜLLÜMÜZ OL
SİTEMİZE ÜYE OLUN
TERCİHLER
3413 SORGULAMA
SOSYAL MEDYA
POSTA KUTUSUNA GİRİŞ
YARDIMLARINIZ İÇİN
ANILARIMIZ
MALATYA DAN HABERLER






YURT ANILARIMIZ
HAVA DURUMU
Anlık
Yarın
15° 23° 7°